Esen Plastik Esen Plastik

Basında Esen
Basında Esen
Geri Dön
30/06/2010 TARİHLİ HABER TÜRK GAZETESİ RÖPORTAJI
30.06.2010

 

Amcasının oğlunu İstanbul’da çalıştığı kimya fabrikasında ziyaret edince plastik sektörüne girmeye kara veren Esen Plastik Yönetim Kurulu Başkanı Salih Esen, 130 metrekarede başladığı işi bugün 130 bin metrekare büyüklüğe, 400 çalışana, 15 milyon doları ihracat olmak üzere 100 milyon dolar ciroya ulaştırdı
 
Sektöründe Ege Bölgesi’nde üretim ve Pazar lideri olan, Adana’da iki ayrı fabrika ile birçok üründe ilk 3’e giren Esen Plastik’in başarı öyküsünde şirketin yönetim kurulu başkanı Salih Esen’in 13 yaşında kaybettiği babası Zihni Esen’in “Ne yaparsan iyisini yap” sözlerinin büyük payı oldu.
            1952 yılında Gaziemir’de ağaç, ambalaj işi ile uğraşan Zihni Esen’in oğlu olarak dünyaya gelen Salih Esen, ilk orta ve lise eğitiminin ardından Ege Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesi’nden mezun oldu. Yedek subaylığı sırasında amcasının oğlu Serdar Esen’i, İstanbul’da çalıştığı kimya fabrikasında ziyaret eden Salih Esen, hayatını değiştirecek kararı bu sırada verdi. Esen, “1976’da kendi işimi kurmak için girişimlere başladım. Makine mühendisi olmam nedeniyle otomotiv sektörüne oto servisi kurma düşüncesi içindeydim. Amcamın oğlu Serdar kimya mühendisi idi. İstanbul da bir plastik fabrikasında çalışıyordu. Kendisini bir gün ziyarete gittiğimde bir yerden toz granülün girip, mamul ürün olarak çıktığını gördüm. İzmir’e geldiğimde bu işi yapanın olmadığını ve tüm ürünlerin İstanbul’dan getirildiğini öğrendim. Oto servis işinden vazgeçip bu işi yapmanın daha doğru olacağına karar verdim. Ağabeyim Önder Esen’in desteğini alarak Esen Plastik şirketini kurduk” dedi.
 
3 KİŞİ İLE YOLA ÇIKTI
 
Karabağlar’da 130 metrekare atölyede 3 kişi işe başladıklarını ve ürettikleri bahçe hortumlarını İzmir ve çevresinde pazarlayarak yola devam ettiklerini anlatan Esen, “Petkim, hammaddenin tek tedarikçisi. Paramız olmadığı için vadeli mal almak zorundaydık. Ancak bankalarda kredimiz olmadığı için teminat mektubu da alamıyorduk. 3 aylık yoğun bir uğraşın ardından banka müdürünü de bir anlamda taciz ederek 150 bin liralık kredi ile hammadde alarak işe başladık. Ürün çeşidini artırdıkça üretimimiz arttı. 1979’da Bornova yolu üzerinde 650 metrekare alana, iki yıl sonra Pınarbaşı’nda 1350 metrekare alana geçtik. 1990’da Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ne taşındık. Şu an burada 60 bin, Adana’da iki ayrı fabrikada 70 bin olmak üzere toplam 130 bin metrekare büyüklüğe, 400 çalışana, 15 milyon doları ihracat olmak üzere 100 milyon doların üzerinde ciroya ulaştık” diye konuştu.
            Kurumsallaşma çalışmalarına devam ettiklerini ve SPK denetimine girmenin birtakım yükümlülükleri getirmekle birlikte, şeffaflaşmayı da sağladığını belirten Esen, 2013 yılına hazırlanıyoruz. O döneme kadar bir stratejik ortaklık olmadığı takdirde halka açılmayı gerçekleştireceğiz” dedi.
 
Hayal ediyordum demek yalan olur
 
‘Esen Plastik’in 35 yılda geldiği noktayı hayal ediyor muydunuz’ sorusuna ‘evet’ yanıtını vermenin yalan olacağını vurgulayan Salih Esen, “Benim hedefim 13 yaşında kaybettiğim babamdan gördüğüm ‘ ne yaparsan iyisini yap’ felsefesiydi. Çöpçü dahi olsam en temiz sokak benim sokağım olurdu. Yaptığım işte en iyi olmayı arzu ederim. İş yaşamımda kişisel rekabete önem vermem, kendi kondisyonuma göre koşarım. İş hayatını bitiş noktası olmayan bir maratona benzetirim, kaçıncı olduğunuzdan çok koşuya devam ediyor olmanız önemli” dedi.
 
 
 
YABANCI DİLİ KENDİ ÇABAMLA ÖĞRENDİM
 
Gaziemir’de büyüyen, vasat bir üniversiten çıkmış, hırsından ve işini yapmaktan başka bir donanıma sahip olmayan biri olarak sürekli kendini geliştirdiğini, kendisini geliştirirken işini de geliştirme fırsatı bulduğunu ifade eden Esen, “Ben yabancı dili okulda öğrenemedim. Ama yabancı dilin önemini bildiğim için kendi çabamla İngilizce konuşur hale getirdim. Bugün iş ilişkilerimde İngilizceyi bir kolej mezunundan daha iyi kullanır seviyedeyim. Dolayısıyla Türkiye’de adımızı kazıyabilmiş isek bunu 1976’daki Salih Esen değil, kendini geliştiren Salih Esen başarmıştır” şeklinde konuştu.
 
 
 
 

Duesseldorf’taki makinenin benzerini atölyede yaptırdık
  •  Mevcut ekonomik durumu nasıl yorumluyorsunuz?
 
Türkiye 2001 ekonomik krizden dersler aldı. Bu, küresel ekonomik krizden daha az etkilenmemize yol açtı. Türkiye’nin makro ekonomik anlamda bir sıkıntısı yok. Özellikle Avrupa Birliği ile entegrasyonun hızlandığı bir süreçte sanayici ve KOBİ’lerin çok daha rekabetçi bir hale gelebilmesi için yapılması gereken çok iş var. Yatırımlara devam ediyor isek Türkiye’nin geleceğine olan güvenimiz bunun başlıca sebebidir.
 
  • Türkiye’nin girişimci gücünü yeterince kullanamadığını belirtiyorsunuz. Neden?
 
İstikrarlı hükümetler, altına imza attıkları istikrarlı kararlarla gelişmeye olumlu yönde etki ediyor. Şu terör belasından kurtulmamış olmamız önemli eksik. Birinci önceliğin ekonomi olmasının gerektiğini sadece ben değil, tüm iş dünyası altını çiziyor. İş aleminin çok büyük sorunları var. Aslında bunlar küçük adımlarla halledilebilir. Hala kayıt dışı ve haksız rekabetten bahsediliyor olması Türkiye’nin ayıbı. 4 yıldan bu yana hala parlamentoda Türk Ticaret Kanunu’nun bekletilmesinin izahının yapılması gerekiyor. Rakiplerimiz, AB üyesi ülkeler ve oradaki işletmeler ise altyapının da ona uygun hale getirilmesi gerekiyor. Sanayiciliği ve girişimciliği teşvik edecek düzenlemeler yapılmalı. Yapılmayan bu düzenlemeler yeni girişimcilerin önünü kesiyor.
 
  • Sanayici olmaktan memnun musunuz?
 
Bugün Türkiye’de sanayici olmak yapılabilecek en zor işlerden biri. Çok bunaldığım, yaptığım işten dolayı kendime kızdığım dönemler oluyor. Ama bir üretim bandını görüyor, işçilerimle konuşuyor, üretilen ürünlere bakıp büyük bir moral ve kendinizi tazelemiş olarak üretim bandından çıkıyorum. Tabiri caizse kendi kendime sanayiciliğe devam diye gaz veriyorum.
 
  • İşinizde kırılma noktası olarak gördüğünüz durumlar var mı?
 
1983’te Almanya’nın Duesseldorf kentinde düzenlenen bir plastik fuarına katıldım. Çok enteresan şeylerle karşılaştık. Orada bir makine gördük. O makine ile yapılan ürünü gördük. O ürünü Türkiye piyasalarına sunarsak talep göreceğini düşündüm. Ancak o makineyi almak için bütçemiz yoktu. Birkaç gün o makinenin başında dolaştım. Notlar aldım. Sonuç itibariyle İzmir’e döndüğümde Karabağlar’da bir torna atölyesinde bu makinenin bir benzerini yapabilme imkânı bulduk. O makineden üretilen boruya Esen Spiral adını verdik. 1985 yılında Türkiye piyasasına sunduğumuz ürün konut sektöründe çok geniş yer buldu. Esen Plastik’in adının yayılmasına ve para kazanmasına vesile oldu. Birçok kırılma noktası var ama en önemlilerinden biri budur.
   
 
YASAMIZ: EŞLERE ŞİRKETTE YER YOK
 
“Abimle ben, babamı erken kaybetmemiz nedeniyle çok daha sağlam duygularla bağlıyız. Buna rağmen iş ilişkilerini devam ettiremedik. O günün koşullarında yapılması gerekiyordu ve yapıldı. Tabii oradan aldığımız tecrübe ve deneyimler, çocuklarımızın o noktaya gelmemesi yönünde atılan adımlardır. Şu anda iki çocuğumla birlikte şirkette üç ortağız. Bir baba olarak soramayacağım soruları ortak, bir ortak olarak soramayacağım soruları bir baba olarak sorma imkânım var. Aile anayasamızın ilk maddesi işin içerisinde eşlerin görev almamasıdır. Hisselerin nasıl devredileceği kayıt altına alınmış durumda.”
 



 

Plastik Boru
Bayi Ara

Esen Plastik
E-Bülten
İsim:
E-Mail:
  Kaydol 
Esen Plastik
Esen Plastik
Bayi Giriş
Bilgi Toplum Hizmetleri Programing & Design by Smartnet / her hakkı saklıdır © 2018 Esenplastik